Türkiye’de Sivil Toplum Kuruluşlarının Sarkacı: Devlet Vesayetinden Vesayetçi Demokrasiye

Mehmet GÜNEŞ

Özet


Sivil toplum kuruluşlarının artan rekabet ve mücadele ortamında Devlet örgütü dışında siyasal, kültürel, ekonomik ve sosyal faaliyetlerini yürütmeleri beklenirken, kimi zaman iktidarlar ile güç paylaşan rollere soyunarak; siyasal ve ekonomik iktidarları belirleyecek ve hatta onların devamlılığı için gerekli olacak konumlara yükseldikleri gözlemlenmektedir. Bunu ilk olarak Devlet erkindeki bazı yetkilerin sivil toplum yetkililerine bilinçli veya bilinçsiz devredilmesi ve özellikle kamu yararına çalışan sivil toplum kuruluşu statüsü alanların Devlet ile aşırı yakınlaşması sonrasında Devletin vesayetine girmesinde ve Devlet ideolojisinin gönüllü temsilcisine dönüşmesinde belirlemek mümkündür.
Sivil toplum kuruluşları, üstlendikleri görevler itibarıyla uluslararası zemin dâhil çeşitli güç biçimleri içinde veya onların kesişim hattında hayat alanlarını sürekli genişletmektedir. Toplumdaki gönüllü faaliyet ve kaynaklardan beslenen, devlet iktidarının alanı dışında, özerk örgütlenmelerin alanını belirten sivil toplum; faaliyet ve uygulamaları ile artık nereye kadar sivil kalabilecek veya Devlet alanı ile kapsamının dışında durabilecektir? Her konu ve hizmetin daha da kamulaştığı bir dönemde sivil toplum Devletin vesayetinden kaçabilecek mi? Onunla ortaklaşacak mı yoksa Devletten ayrışması mı gerekecektir?
Bu çalışmada yukarıda belirtilen yaklaşım çerçevesinde, sivil topluma ilişkin yaklaşımlar incelenerek bu kuruluşların vesayetle olan ilişkisi değerlendirilmektedir.

Tam Metin:

PDF



SEYAD ASOS, Akademik Dizin, Araştırmax, RePEc, Index Copernicus, DRJI, Research BibleJournalTOCEyeSource, OAJI, UIF, Journal Index, S index, CiteFactor, SJIF ve EBSCO tarafından taranmaktadır.

E-posta: seyad@sakarya.edu.tr